31 Aralık 2009 Perşembe

baltimore tapınağında bir yazı


Gürültü ve patırtının ortasında sükûnetle dolaş;

Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

Ama kimseye teslim olma.

Telaşsız ve açık seçik konuş.

Başkalarına da kulak ver.

Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları;

Çünkü dünyada herkesin bir hikâyesi vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.

Ne kadar küçük olursa olsun, işinle ilgilen.

Hayattaki dayanağın odur.

Olduğun gibi görün.

Sevmediğin zaman sever gibi yapma.

Aşka burun kıvırma sakın;

O çöl ortasındaki çimenliktir.

Yılların geçmesine öfkelenme,

Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.

Ara sıra isyana yönelecek gibi olsan bile hatırla ki, kâinatı yargılamak imkânsızdır.

Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir.

Murathan Mungan- Sevgilim

Murathan Mungan- Sevgilim


sevgilim,

yetimim benim,
aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken


kapılar kapalı, dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan


ikimizin yerine dinliyorum
sevdiğin şarkıları
siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
gömleklerini, kazaklarını, kokunu
senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
gün boyu elimde kahve fincanı


kapıyı açmıyorum
telefonlara çıkmıyorum
başını bekliyorum geleceği olmayan hatıralarının


sevgilim,
yetimim benim,
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.




M.MUNGAN



30 Aralık 2009 Çarşamba

can yücel - guzel'e


guzel'e

dun gece senin kucucuk elinle yalniz yattik
yalniz senin kucucuk elinle yalnizlik
kandilli ilkokulu kadar kalabalik
zilleri caldiginda duslerinin
siniflarin kapilari ardina kadar acik
gokyuzunun, denizin, topragin, hayalle, emegin
hakli siniflari

belki de baskin korkusuyla vefasiz, akintiya atilan
kitaplar varya onlardan
ogrenmis marx'i, gumus baliklari
ve belki de onun icin o kadar,
o kadar aydinlik ortalik...

sen ki cicekleri toplamayan guzelim
cicekleri sulayan cocuk
ve ben ki buruk ve kavruk
bir ihtiyar adamim artik
oyle guzeldim ki senle, ciceklerden cok
ve anladim, anladim ki bir daha
dusunde bile goremez isler
duslerin gordugu isleri...


can yücel

Murathan MUNGAN-mırıldandıklarım


mırıldandıklarım

kırdın mı, incittin mi birilerini?
kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı, ilişkilerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı?
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı?
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
gece telefonları, ıssız konuşmalar
mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey!
o kadar çok anlattım ki,
kendime kaldım anlatmaktan...
bunaldım kendisiyle boğuşmasını
başkalarında çözmeye çalışan insanlardan.
usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
ofset duyarlılıklardan
kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum.
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği...
kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum.
aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde.
bilmiyorum, kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar?
hala bir umut var mıdır?
çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
ne çıkmaz sokaktayım, ne de mutsuz...
sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum, o kadar.
açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız,
sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim.
senin ve benim, yani bizim için...

murathan mungan

24 Aralık 2009 Perşembe

yulduz usmanova- dunya


yulduz usmanova- dunya

yuksek sadakat- the best of


yuksek sadakat- the best of

1.ihtimaller denizi
2.aşk durdukça
3.belki üstümüzden bir kuş geçer
4.haydi gel içelim
5.içimde yağmur
6.katil&maktul
7.babamın evinde
8.pervane
9.aklımın iplerini saldım
10.ben seni arayamam
11.döneceksin diye söz ver
12.hüzün
13.yavaş
14.yine de

living in the past-nostalgy album by celebushka



living in the past-nostalgy album by celebushka

1.rana alagöz- herşey bitmedi bitemez
2.funda -çaresizim
3.fecri ebcioglu-dünya dönüyor
4.beyaz kelebekler-sen gidince
5.alpay-eylulde gel
6.ajda pekkan-hoşgör sen
7.ayten alpman- ben varım
8.kamuran akkor- mavi boncuk
9.barış manço-kol dugmeleri
10.ozdemir erdogan- yak bir sigara
11.banu- unutulur
12.adamo- heryerde kar var
13.ayla dikmen- anlamazdın
14.humeyra- beyhude
15.seyyal taner- son verdim kalbimin işine
16.melike demirag- arkadas
17.tanju-modern folk-nilufer- kim ayırdı sevenleri
18.erkin koray-ask oyunu
19.sezen aksu- seni gidi vurdumduymaz
20.semiramis pekkan- bana yalan soylediler
21.inci cayirli- kıskanıyorum
22.yeliz- yalan
23.nilufer- seni beklerim optugun yerde

15 Aralık 2009 Salı

adam hurst- ritual


adam hurst- ritual
album advertisement


Ritual 5:19
Wellspring 5:48
Seduction 7:12
Threshold 6:46 $
Vessel 3:14
Longing 8:32
Chant 4:12
Return 3:55
Unseen 5:18
Midnight Waltz

manga- sehr-i huzun


manga- sehr-i huzun
album advertisement

1 - Gün Doğumu
2 - Gün Beni Benimle Bırak
3 - Dünyanın Sonuna Doğmuşum
4 - Cevapsız Sorular
5 - Evdeki Ses
6 - Her Aşk Ölümü Tadacak
7 - Şehr-i Hüzün
8 - Hayat Bu İşte
9 - Üryan Geldim
10 - Tek Yön Seçtiğim Tüm Yollar
11 - Gecenin Ritmi
12 - Hepsi Bir Nefes
13 - Sessizlik Sona Erdi
14 - Kaçamak Faslı
15 - Alışırım Gözlerimi Kapamaya
16 - Gün Batımı

11 Aralık 2009 Cuma

insan insanın zehrini alır

İnsan insanın zehrini alır...
İnsanoğlunu birazcık sevgi mutlu edebiliyor; bir kadını, bir erkeği, bir çocuğu, bir dostu, bir sanat yapıtını sevmek mutluluk için yetiyor da artıyor bile.

Gün doğumu, gün batımı, rüzgârda sallanan dal, yaz gecelerini dolduran baş döndürücü yasemin kokusu yüreğimizi mutluluktan titretiyor.

Yaşama büyük bir minnettarlık duyuyorsunuz.

Hele sevildiğini bilmek...

Birisinin sizi düşündüğünü, iyi olmanız için uğraştığını, sizi koruduğunu hissetmek.

Bir de paylaşmak duygusunu eklemek gerekiyor buna. Ekmeği, düşünceyi, sevgiyi paylaşmak.

Sait Faik’in cümlesiyle söylersek eğer, her şey bir insanı sevmekle başlıyor.
***


Oysa biz nelerle dertleniyoruz?

Politik mücadeleler, haşin kavgalar, sen-ben itişmeleri, ego çatışmaları sarmalamış çevremizi.

Bu dünyaya gelip gitmekte olan bir sincabın mutluluğunu yaşayamıyoruz.

Ülke sarsılıyor, içinde bulunduğumuz gemi fırtınaya tutulmuş, yalpalayıp durmakta.

Bu sarsıntıları etimizde kemiğimizde hissediyoruz. Başımız dönüyor, midemiz bulanıyor.

Tek başına mutluluğun yetmediğini anlıyorsunuz.

Sizi çevreleyen ortam durmadan mutsuzluk, durmadan kavga üretiyor.

Televizyon ekranında kavga, Meclis’te kavga, gazete köşelerinde kavga, sokakta kavga...

Bu ülkenin insanları, hayatı kendilerine cehennem kılmak için ne mümkünse yapıyorlar.

Ne sağlığın değerini biliyor çoğumuz, ne sevginin, ne kibarlığın, ne inceliğin...

Bir kabadayı afur tafuru, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” böbürlenişi, öfke şehvetine kapılmış insanlar yaratıyor.

Bu soruyu sorana demeliyiz ki: “Evet, senin kim olduğunu biliyorum. Üç beş yıl sonra ölüp gidecek ve dünyadan izi silinecek bir fanisin. En ufak bir hastalık, alıp yerden yere vurabilir seni. Bir dakika sonra başına ne geleceğini bilemezsin. Onca malı mülkü, parayı, rüşveti de yanında götürmene imkân yok. Nedir bu ihtiras? Nedir bu kavga? Nedir bu yetinmeme?”
***


Jean Paul Sartre, “Başkaları cehennemdir!” demişti.

Biz bu kültürden gelmiyoruz.

Bizim Akdeniz aydınlığı vurmuş kültürümüzde “Yalnızlık Allah’a mahsus!” denir.

Ve İnanılır ki “İnsan insanın zehrini alır!”

Doğrudur da.

Mutluluk bizi sarıp sarmalayan dostlarımızdır, paylaşma duygusudur, merhamettir, erdemli kalmak onurudur, sevdamızdır.

Z.livaneli

La vie en France CD3


La vie en France CD3



1. michel fugain - ring a ding
2. vicky leandros - dann kamst du (apres toi)
3. serge lama - je t'aime a la folie
4. gerard lenorman - voici les cles
5. michel delpech - pour un flirt
6. rika zarai - alors je chante "vivo cantando"
7. dave - dansez maintenant
8. danyel gerard - butterfly
9. dalida - paroles paroles
10. michel sardou - les lacs du connemara
11. sandra kim - j'aime la vie
12. khaled - aicha
13. celine dion - ne partez pas sans moi (grand prix de l'eurovision 1988)
14. manau - la tribu de dana
15. patricia kaas - mademoiselle chante le blues