4 Haziran 2009 Perşembe

GÖSTERİŞ MERAKI İLE NAZAR KORKUSU

Gösteriş merakı ile nazar korkusu
Bizde gösteriş merakıyla, nazar korkusu at başı gider.

Gezip dolaştığım ülkelerin hiçbirinde yeni Türkiye kadar gösterişe düşkün bir yer görmedim dersem abartmış olmam herhalde.

Bunun nedeni, insanların kendi iç dünyaları ve değerleri için değil, birbirleri için yaşamakta oluşlarıdır.

Zenginliğin, güzel arabanın, mal mülk sahibi olmanın tek zevki, başkalarına “Bakın sizde olmayan şeyler bende var!” der gibi dolaşabilmek, paraya ve güce tapan bu toplumda kendini en yukarıda hissedebilmektir.

Gustave Flaubert’in “Gönül Eğitimi” romanında anlatıldığı gibi, Batı burjuvazisi de bu aşamalardan geçmiş, sonunda servetini göstermeme düzeyine ulaşmıştır.

Mesela dünyanın en zengin ailelerine sahip olan İsveç’te hiç varlıklı kimse yokmuş, herkes eşitmiş gibi görünür.

Çünkü zenginler gazetelerde ve televizyonlarda boy göstermez. Sokağa da normal kılıklarla çıkarlar, herkes gibi normal bir Volvo kullanırlar.

Vallenberg ailesinden bir kadının yaptığı gibi dünyanın en pahalı kürkünün üstünü yağmurluk kaplatarak giymek bir erdemdir.

Bu ülkelerde ne açılışa ne de cenazeye dev çelenkler gönderilir.

En makbul hediye elinle götürdüğün bir tutam çiçektir. Ambalajını çıkarmak ve sanki biraz önce sen toplamışsın gibi sunmak da bir görgü kuralıdır.

Bütün bunlar aristokrasiden devralınmış nitelikler.
***

Aristokratik geleneğe sahip olmayan Türk burjuvazisinde, yukarıda saydığım örnekler gibi davranan, yaşayan, servetini göstermemeye çalışan bir iki zengin aile olduğunu biliyorum.

Bunlar hayatlarını mücevherler üstüne değil, bir takım yüce amaçlar ve değerler üstüne kuruyorlar. Toplumdaki dayanışmayı artırmaya çalışıyorlar.

Ama çoğunluk ne yazık ki gösteriş düşkünlüğünden kurtulamıyor. Yalnız zenginler değil, orta tabaka da içinde olmak üzere her kesim birbirine gösteriş yapmayı seviyor.

Ama bir yandan da nazar değer diye ödü kopuyor.

Nazara karşı bu kadar çok önlem alınan başka bir ülke biliyor musunuz?

Nazar boncukları, üzerlikler, kurşun dökmeler, ateşe tuz atmalar, her sözün başında “Maşallah!” demeler, “tu tu tu tu” diyerek tahtalara vurmalar, muska taşımalar, nazar duaları okumalar, burun ve popo kaşımalar hep kötü göze karşı korunmak için değil mi?

Varlıklı ve nazara inanan bir arkadaşım, hem alçakgönüllü bir kişi olduğu için hem de zenginliği dikkat çekmesin diye yeni bir otomobile binmez, cafcaflı kıyafetler içinde dolaşmaz.

Bu bence tutarlı bir davranış.

Çünkü nazar, eşitlikten bu kadar uzak ve gelir dağılımı aşırı derecede bozuk bir ülkenin yadsınmaz gerçeğidir.

Ama hem korkunç bir gösteriş merakının pençesinde kıvranan hem de nazar değecek diye ödü kopanlara ne demeli.


Zülfü LİVANELİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder