4 Haziran 2009 Perşembe

ELHAMRA SARAYI

Elhamra Sarayı’nda el sıkışan Yaser Arafat ve Şimon Peres
10 Aralık 1993 günü İspanya’nın Granada şehrinde tarihi bir güne tanıklık etmiştim.

O tarihte, UNESCO olarak İsrailli ve Filistinli aydınları, Elhamra Sarayı’nda bir araya getirmiş ve bu konuda yeni açılımlar sağlamaya çalışmıştık.

Filistin Başkanı Yaser Arafat ile İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres de davetimizi kabul ederek bu toplantıya katılmışlardı.

Parlak bir kış günüydü ve sanki güneş, nefes kesici Elhamra Sarayı’nı daha da görkemli kılmak için bulutsuz bir gökyüzünde dolaşmayı tercih etmişti.

13. yüzyılda Emir Muhammed’in yapımına başladığı bu saray, dünyada bugüne kadar gördüğüm en etkileyici mimariyi yansıtıyor, avlusundan içeri girenleri bambaşka bir hayal âlemine sürüklüyordu.

İşte bu büyüleyici atmosfer içinde Orta Doğu barışına bir adım daha yaklaştığımızı hissediyorduk. Heyecanlıydık, çorbada tuzumuz olacağı için sevinçliydik.

Yaser Arafat’ın haki üniforması içindeki gülümseyişini ve Şimon Peres’le yaptığı uzun konuşmayı hatırlıyorum.

Bunun üstüne bir de Şimon Peres’i dinleyince hepimizin içinde Orta Doğu’daki barışla ilgili yeni umutlar yeşermişti.

İki lider neredeyse barıştan sonra yapacakları kalkınma hamlelerine, yoksulluğu yok etme projelerine, suyla ilgili planlara odaklanmışlardı.

Ama bildiğiniz gibi olmadı. İzin vermediler, cinayetler işlendi ve barış sürekli ertelendi.

Yaser Arafat’la el sıkışarak Oslo Barış Anlaşması’na imza koyan İsrail Başbakanı İzak Rabin, 4 Kasım 1995 günü Tel Aviv’de gerçekleştirilen bir gösteri sırasında yaptığı konuşmanın ardından fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldü. Hiç kuşku yok ki bir takım odaklar tarafından öldürtüldü demek daha doğru olur.

Bazı aşırı kanat mensupları, başına Filistin kefiyesi giydirdikleri resimlerle, barış yanlısı Şimon Peres’i sokaklarda protesto ettiler, Filistin yanlısı olmakla suçladılar.

Dünyanın her yerinde ve her döneminde olduğu gibi barış isteyenler susturuldu, savaş isteyenler kazandı.
***


Bilkent Üniversitesi’nin fahri doktora sunduğu Şimon Peres Türkiye’nin AB üyeliği için çok büyük çabalarda bulunmuş, yabancı devlet başkanlarını ikna etmeye çalışmıştı.

Şimdi nereden nereye geldik.

Onun Elhamra Sarayı’nda bize anlattığı bir hikâyeyi hatırlıyorum.

Şöyleydi.

Güney Afrika’daki ırk kavgalarının doruğa çıktığı bir dönemde bilge bir adam öğrencilerine sabahı tarif etmelerini istemiş. “Sabah olduğunu nasıl anlarsınız?” demiş.

Öğrencilerden birisi “Karşıdaki ağacın dallarını seçtiğim zaman” demiş, bir başkası “Ak keçiyi kara keçiden ayırdığım zaman” diye cevap vermiş, kimi iğneyi ipliğe takmaktan dem vurmuş.

Sonunda bilge adam hiçbirinin verdiği cevabı beğenmemiş şöyle demiş: “Yolda yürürken bir beyaz, bir siyaha rastladığı ve ona ’Günaydın kardeşim’ dediği anda sabah olduğunu anlarsınız.”
***


Orta Doğu’da ne zaman sabah olacak?

Bir İsrailliyle bir Filistinli ne zaman birbirlerine “Günaydın kardeşim” diyecekler?




Zülfü LİVANELİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder